8 Mayıs 2009 Cuma

Her Kilidi Açan Bir Anahtar Vardır

Geçen hafta bir akşam iş çıkışı Gizem'le görüşmüştük. Gece 11'e doğru çıktık ve eve otobüs bulmak üzere Kadıköy rıhtıma inmeye karar verdik. (Bu akşam çıkmaları bana araba aldıracak sonunda.) Tam da Alkım'ın yukarıdan inerkenki ilk köşesinde yani Akmar'ın olduğu sokağın girişinde iki şopar çocuğu kesti önümüzü. Gençlerdi. Yani en azından yirmi yaşın üzerindeydiler. Mendil satıyordu biri. Takıldı peşimize. Mendil almam için dil döküyordu. Almayacağımı söyledim.

"Abi be, bu güzel bayanı seviyorsan lütfen bir Selpak al," dedi.

"Bunu mu," dedim ben de, "ne sevmesi, nefret ederim ben ondan, hiç sevmem."

"Olur mu, abi," dedi, "seviyorsun, belli oluyor."

"Hayır," dedim, "sevmiyorum. Biz birbirimizden nefret ederiz hem. Bakma yan yana yürüdüğümüze."

Israrla mendil satmak için her şeyi deniyordu. Peşimize takılmış, bizimle birlikte yürüyordu. Konuşmaya devam etti.

"Almayacağım," dedim, "boşuna uğraşıyorsun. Hem ben sevmem Selpak. Nefret ederim."

"Sen zenginsin abi," dedi çocuk, "n'olur, bir Selpak alsan, dokunmaz sana."

"Zengin gibi mi görünüyorum," dedim, "sen insanları hiç tanımıyorsun bence."

Ne dediysem dinletemedim. Köşeyi döndük. Minibüslerin olduğu tarafa (sağa) doğru devam ediyorduk. Çocuk da hala peşimizdeydi. En az elli metre geldi bizimle.

"Evet, abi," dedi, "şimdi şuradan bir taksiye biner gidersiniz."

"Taksiye binecek paramız olsa ne diye bu saatte otobüs bulma derdinde olalım," diye cevap verdim. Gizmocum da, "Taksiye verecek para yok bizde," diye ekledi.

"Hee..." dedi çocuk düşünceli bir ses tonuyla, anladığını gösterircesine ve durdu. Peşimizi bıraktı. Biz devam ediyorduk.

O kadar konuşmaya rağmen, söylenebilecek her şeyi söylememe rağmen anlatamamıştım bir türlü almayacağımı. Kararsız da görünmüyordum üstelik ama anlamıyordu çocuk. Taksiye binecek paramız olmaması durumu değiştirdi birden fikrini. Demek ki zenginliği algısında bu şekilde imgelendiriyordu.

Bunu konuştuk hemen sonra Gizem'le. "Bak," dedim, "o kadar dil dökmeme rağmen anlamadı. Sen taksiye binecek paramız olmadığını söyleyince anladı çocuk. Demek ki her kilidi açan bir anahtar varmış, onu bulmakmış mesele."

Çocuğun "Hee..." şeklindeki tepkisi gerçekten ilginçti.

Böyle şeyler oluyor bazen. Bir tartışma oluyor mesela, söylenebilecek her şeyi söylediğini düşünüyorsun ama anlatamıyorsun derdini karşı tarafa. Bir anahtar var onun düşüncelerine hitap eden, onu bulamıyorsun. Onu bulmakta mesele zaten.

Bu bakış açısını hayatıma katmaya çalışıyorum hep. Söylenebilecek şeyleri deniyorum. Bazen hiç etkileyici olacağını düşünmediğiniz bir söz bile karşı tarafın düşüncelerine hitap edebiliyor. Bilinçaltından vuruyorsunuz çünkü. O yüzden her konuda geniş açılardan bakmak gerek hayata. Bir konuda tartışırken mesela, konuyu olduğundan çok daha geniş görüp farklı yönleriyle de ele almak, o şekilde tartışmak gerek. Çıkarılabilecek dersler var bundan.

Sonra mesela, birinin sizi ne kadar çok önemsemesini istiyorsanız, ona o kadar çok yönlü yaklaşmalısınız. Birine sürekli aynı şeylerden bahsetmek sıkıcıdır, bilirsiniz. Oysa her gün farklı şeylerle gitseniz ona, farklı konulardan konuşsanız, hem onu etkileme ihtimaliniz artar, hem de onun sizi daha çok önemsemesini sağlarsınız.

1 yorum:

ebru dedi ki...

bazen insan aynı şeyleri duymaktan hoslanabilir...